Bu gün tarih dersinde Sedef ile beraber oturuyorduk. Mutlu'nun proje ödevini çaldık. Ve aslında biz o ödevi Mutlu ile ortak yapmıştık. Ama " Mutlu nasıl kaybedersin yaaa, seni öldürürüm, çabuk bul!" demek ve onun "Sedef, sen aldın biliyorum." bakışlarını görmek gerçekten eğlenceliydi.
Teşekkürler kanka, hiç gülesimiz yoktu valla. Allah'tan hiç gülesimiz yokmuş, bi' susmak bilemedik!
O kadar çok gülmüşüz ki hoca kafamıza tahta kalemi fırlattı. İşte oturduğumuz yer ve öğretmenin oturduğu yerin kaba taslak çizimi:
Bu da kalemimizin izlediği yol arkadaşlar:
Tam on ikiden isabet ettirdiniz hocam. Kırk yıllık nişancılar tanıyorum, sizin kadar güzel isabet ettiremiyorlar hocam. Ama ellerinize sağlık, ders boyunca bir daha ağzımızı açmadık.
Sedefceğiz gidip kalemi geri verdi. Eee, benim kafam o kadar acıdı, o da bi' zahmet artık kalemi geri versin canım!
Yav Sedef, kitabımı karalayıp durma kızım sende.
İşte bu da "Kafaya Uçan Sezai Hoca Kalemi" nin hikayesi.
Beyza Nur


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yaptığınız yorum boşa gitmez. Her yorum bir beyin ve bir litre kan gençler.