4 Ocak 2013 Cuma

Bilmiyorum

"Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 
Bu derde düşmeden önce."
Orhan Veli Kanık  

Boşluktayım… Galiba zamanda asılı kaldım. Ya da uzaydayım. Tek bildiğim, çevremdeki herkes çok hızlı hareket ediyor. Bense dondum kaldım.

Hissetmiyorum… Artık hiç kimse hakkında hiçbir şey hissetmiyorum. Yoksa hissediyor muyum?

Bilmiyorum… Gerçekten o kadar anlamlı geliyor ki bazı şeyler… Sanki konuştuğumuz her şey hiç duymadığım kelimeler. Tekrar tekrar duymak istediğim kelimeler… Her kelimeye o kadar çok anlam yükledim ki… Konuştuğun her kelime artık benim, bana ait. Kurduğun her cümleyi bana kurdun. Öyle değil mi? Yoksa değil mi?

Bazı şeyler de inanılmaz derecede boş geliyor ama. Çelişkili, değil mi? Çok karıştı her şey. Çok karıştı bütün hisler… Anlamsız! Kendi kurduğum bütün cümleler anlamsız geliyor mesela şu sıralar. Bir cümle kuruyorum, güzel buluyorum. O cümleyi bir yere yazıyorum. O kadar da anlamlı gelmiyor  o cümleyi yazarken.

Tuğba’yı çok seviyorum artık. Bir de Selen’i, Sedef’i ve sütlü çikolatayı ve bir de çikolatalı sütü…

Artık pilavı sevmiyorum. Kırmızıyı da sevmiyorum. Ve maviyi, ve beyazı… Artık griyi seviyorum ve siyahı ve de domates çorbasını… Sarı laciverdi bile sevmiyorum artık.

Değişiyorum, biliyorum. Değişmeyi seviyor muyum, bilmiyorum.

Sadece… Bir cümle vardı, “Benim adım Beyza.” kadar doğru olduğunu düşündüğüm ve yine benim kurduğum:

Hiç olmadığın biri vardı, o olmak istedin mi? Tam o olmaya başlamışken, o olmaktan vazgeçtin mi? Bu kararsızlığından dolayı sonunda bambaşka biri olarak doğdun mu?

Sadece bu cümlelerin biraz anlamı var galiba kurduğum bütün cümlelerin içinde…

Dizim yaralandı. Çarşamba günü düştüm de. Acıyor. Yaşadığım en büyük acı o işte. O kadar acı çekiyorum sadece. Acı falan çekmiyorum bile. Her şey harika. Hayat çok güzel. Hayat sandığından çok daha güzel. Gerçekten.

İyiyim ben. Gerçekten!

Beyza 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaptığınız yorum boşa gitmez. Her yorum bir beyin ve bir litre kan gençler.