18 Eylül 2013 Çarşamba

Yağmur Kokusuyla Ölmeliyim Belki De



Yağmur yağıyor. Çok değil ama azda denemez. Camı açıyorum ve yağmurun o muhteşem kokusunun odanın içine girmesine izin veriyorum. Yağmurun kokusu, odanın içine dolmakla kalmayıp benim içime de doluyor. Her nefesimde yenileniyor ruhum sanki.

Sonbaharı seviyorum. Diğer mevsimlerden kat ve kat daha çok seviyorum hemde. Yağmur bana huzur veriyor mesela ama ben bu duyguyu kar yağarken yaşayamıyorum. O yüzden en mantıklısını yapıp sonbaharı seviyorum. İçinde yağmuru barındıran mevsimi seviyorum.

Birazcık camdan bakmakla vakit geçirdikten sonra artık camdan bakmak bana yetmemeye başlıyor. Yağmuru hissetmek istiyorum ben. Ruhumda, tenimde ya da akciğerlerimde. Bu yüzden dışarı çıkıyorum. Bahçe kapısının önüne geliyorum ve duruyorum. Yağmuru buradan da hissedebilirim, daha ilerlememe gerek yok. Birkaç saniye sonra köşeden bir kadının döndüğünü görüyorum, markete gitmiş herhalde. Üzerinde neredeyse kışlık her şey var. Kazak giymiş, altına kalın bir pantolon ve bot bile denilebilecek bir ayakkabı. Elinde şemsiyesi, kollarını çekiştirip üşüdüğünü belli ediyordu. Oysaki havada hiçbir şey yoktu. Sadece kadın hissetmiyordu. Hissetmeyi çoktan bırakmıştı. Şeker miydi ki ıslanınca eriyordu ? Ya da duygusuz, hiçbir şeyden zevk alamayan biri miydi ?

Kadının olduğu taraftan başımı çevirip diğer tarafa bakıyorum. Bir çocuk. En fazla 19 yaşında. Saçları kahve rengi. Gözleri de ona yakın bir renk. Yüzünü buruşturmuş. Kendi kendine konuşuyor. Bir şeylerden hoşnut olmadığı belli. Galiba yağmura kızmış oda. Baksana sırılsıklam olmuş. Normalde çirkin olmadığı ama yüzünü o hale getirince çok çirkin göründüğü kesin bir şey. Ona baktığımı görünce bana bakıyor. Ben gülümseyince o da gülümsüyor. Yüzünün güzelliği gülünce belli oluyor. Her insan gibi.

Biraz duruyor çocuk. Bana bakıyor. Galiba beni çıkarmaya çalışıyor. Ama çıkaramaz. Çünkü onu tanımıyorum, o da beni tanımıyor. O bir insanın ona küçük bir gülücük atması için tanıdık olması gerektiğini düşünüyor belkide. Çünkü hayat ona göre berbat bir yer. Oysa şu yağmurun güzel kokusunu doğru düzgün içine çekebilse, Yağmuru teninde hissedebilse bunlar olmayacak. Belki de o yağmuru sevmekle başlayacak hayata güzel tarafından bakmaya. Yağmuru yapış yapış ıslak bir şey, diye tanımlamayı bıraktığında her şey yoluna girer belki onun içinde. Artık yüzü çirkin olmaz, her zaman güzel olur.

Yüzü asık insanları gördükten sonra içim burkuluyor. Artık yağmur üzerimde ağırlık yapmaya başlıyor. Biraz sonra eve gireceğim belkide. Belkide artık yağmur hep üzerimde ağırlık olarak kalacak benim de ilerde. Belki yüzüm hep asık olacak büyüdükçe. Marifet büyümekte ise ben hep küçük kalmayı seçerim. Yağmur üzerimde ağırlık olarak kalmadan ölmeyi seçerim. Ama yağmur yağdığı bir günde, o güzel kokuyu içime çekerek ölmeyi seçerim.

- Nazlıı

4 yorum:

  1. amanin ölmeyi filan boşver bi de büyümeyi de boşver aman aman.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümeyi boşvereceğini sanmıyorum sonuçta bu Nazlı! Sorduğunda yaşını 2 yaş büyük söyleyen kız :)

      Sil
  2. Tarzınızın dışında bir yazı gelmiş =) çok güzel anlatmışsın !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim aslında hayalimeki olay da bu blogda günlük tarzı şeyler değil de daha az kişisel şeyler yazmaktı. İlk başlarda hayalimdeki bloga yakındık ama son zamanlarda fazla kişiselleştiğimizi düşünüyorum. Özellikle de Nazlı tekrar döndükten sonra baya bir kişiselleştik :) Ya inşallah bundan sonra böyle yazılarımız çoğalır. Ama tabi Beyza ve Can'ın maceralarını hep yazıcaz engel olamazsınız :D:D

      Sil

Yaptığınız yorum boşa gitmez. Her yorum bir beyin ve bir litre kan gençler.