-Annem
Perşembe:
Komşunun kızının kınası vardı. Bizim evin aşağısındaki boş olan markette yaptıkları için annem tarafından gitmek zorunda bırakıldım. Gittiğimde mahalledeki en iyi arkadaşım (böyle deyince mahallede çok arkadaşım varmış gibi gözüktü, mahallede doğru düzgün arkadaşım yok benim.) Merve beni zorla oyunlara katmaya çalıştı. Bilmiyor ki ben kınalarda düğünlerde oynamayı sevmiyorum. Aslında çok iyi biliyor, çünkü neden düğünlerde oynamayı sevmediğimi daha önce bir 34762683 defa filan anlattım sanırım ama Merve anlamamakta oldukça ısrarcı. Kınaya annem zorunda götürüldükten sonra onlar oynamak ile meşgulken kaçtım eve. Ama anahtarımın olmadığını fark edince hemen orada bir "Anahtarım nerede acaba?" şarkısı besteleyip "Anahtarımı bulamıyorum." dansı yaptım. Beni komşunun evine çıkan bir kadın gördü. Kendimi eve gidip soyunduktan sonra arkadaşları koltukların arkasından "süpriz!" diye bağıran ve tüm arkadaşlarına çıplak yakalanan bir kadın gibi hissettim. Koşa koşa babamın yanına gidip anahtarları istedim. Aslında istemedim, daha çok ona da "Anahtarım nerede acaba?" şarkısını söyledim, ama danssız. Anladı derdimi, verdi anahtarları. Hemen gidip pijamalarımı giydim. Annem eve çıktığında "Bir daha aşağı inersem pijamalarla inerim." dedim, annem beni evde bırakıp kaçtı.
Cuma:
Dişçiye gittim. Doktor bana üç aylık ömrün kalmış dedi. Dönüşte Tuğbaların evine gittim. Tuğba ile fanfiction yazsak nasıl olur diye düşündük. Tuğba iki dakikada hikaye yazdı bana. Beğenmedim. Ben daha güzel yazarım dedim. Aklında var mı bir şey, dedi. Var, dedim. Dur tahmin ediyim, Dylan veya Cole başrolde mi, dedi. Evet, deyip anlatmaya başladım:
B: Cole aslında Cole değil bu hikayede. Cole daha çok One Direction'daki kıvırcık Harry.
T: One Direction'da başka Harry mi var? (bunu söylerkenki yüz ifadesi: -,- )
B: Netleştirmek istedim. Lütfen bölme beni. Neyse. Cole, grupta Harry yerine yer alıyor, kendi görüntüsünde, kendi isminde. Biz çıkıyoruz Cole ile. (Burada Tuğba gözlerini deviriyor.) Ama bir mafya babası bizi kıskanıyor. Bu mafya babası da Harry. Harry adamlarına bizi pıçaklatıyor. Adamları Nazlı. Nazlı'yı tek başına üç adam niyetine kullanıyolar. Çünkü Nazlı erkek gibi kız. Nazlı Harry'i tam pıçaklıycakken Greyson Chance geliyor ve kaslı olmayan kollarıyla Nazlı'yı dövüyor. Greyson kızlara el kaldırmaz ama o da Nazlı'yı erkek sanıyor. Sonra Cole kendisini kurtardığı için Greyson'a aşık oluyor ve el ele tutuşup ordan uzaklaşıyorlar. Bunu duyan ben sinir krizi geçirip elime testereyi kapıp Greyson'ı kesmeye gidiyorum. Ama yolda testerenin üzerine düşüyorum ve kesiliyorum. Cole beni görüyor, apar topar hastaneye kaldırıyolar beni. Hastaneye vardıklarında Cole bana ne kadar aşık olduğunu fark ediyor ve "Sevgilim senin yüzünden kesildi pislik herif." deyip bulduğu ilk şırıngayı Greyson'ın burnuna batırıyor. Greyson'ı da benim yanıma yatırıyorlar. Greyson meğersem karnında senin bebeğini taşıyormuş ama bebek şırıngadan ölmüş. Sen Greyson'ın intikamını almak için hastaneye gelip Cole'un başına serum fırlatıyorsun ama ölmüyor. Gel gelelim sen hapishaneye tıkılıyorsun, Greyson ameliyatta ölüyor, Cole tımarhaneye kapatılıyor, Harry Nazlı'ya aşık oluyor, bense hayatımın geri kalanını parkta bir tinerci olarak devam ettiriyorum. Bitti.
T: Niye bi tek sen sonsuza dek mutlu yaşıyosun?
B: Çünkü tinercilik bana daha çok yakışıyor.
Bu saçma fanfiction diyaloğunu gerçekleştirdikten sonra mutfağa bir şeyler atıştırmak için gittim. Tuğba'nın kardeşleri, kuzenleri ve yeğenleri (hepsi 4-11 yaş aralığında) camdan komşularının kedisini izliyorlar, ona "Gel pisi" yapıyorlardı. Ben "Kediii, nabeeer?" diye bağırdım. Küçükler ahhsdghkhgd moduna girerken en büyükleri "Çok-saç-may-dı." dedi ve bunu söylerken küçümseyici bakış atıyordu. Başımla onayladım "Baya saçmaydı yalnız." dedim. Sonra raflardan birinde bisküvi buldum, ağzıma atarken annem gelip durdurdu. "Napıyosun iki saat boyunca bi şey yemiyceksin." dedi. Bu cümleyi ilk olarak şöyle anladım: Tuğbaların evinde tüm yemekler bitti, bir hafta boyunca aç kalmamak için yemekleri saatlere bölüp yiyeceğiz. Sonra şöyle anladım: Annem beni zorla diyete sokmaya çalışıyor. En sonunda anlamam gereken şeyi anladım: Dişçiye gittikten sonra neredeyse her seferinde nedenini bilmediğim bir şekilde iki saat boyunca yemek yiyemiyorum, bu yüzden yemek yememem gerekiyor. Bunu fark ettiğimde dışımdan şöyle bir ses çıkardım: Heaa diş yüzünden ehehe (bu ehehe bir kahkaha değil, daha çok sersem yüz ifadesi.)
Cumartesi:
Düğün günü. Sabah kalkınca ilk olarak düğüne gitmemek için anneme yalvardım. Ama düğün on ikide bitiyormuş ve düğün salonu uzakta olduğu için gece ikiden önce eve gelemezmişiz. Beni gece ikiye kadar evde yalnız bırakamazmış çünkü komşular filan hep düğüne gidiyorlarmış ve yan evlerde kimsecikler yokmuş. "O zaman ben de gece Naslılarda kalırım anne yaağğğ" yaptım, bu teklifimi de kabul etmedi. Nedenini sorduğumda "çünkü" dedi ama devamını getirmedi. Onun yerine tuvalete girdi. Arkasından "Çünkü ne?" diye sordum, "Bi saniye düşünüyorum." diye cevap verdi. Anlaşılan biz zaman kavramı farklı iki insanız çünkü benim için bir saniye siz bunları okurken çoktan doldu bile ama onun bir saniyesi şu anda bile dolmadı, hala mantıklı bir açıklama bulamadı yani.
Düğüne gitmemi protesto etmek amaçlı bakkala bile gitmediğim kıyafetlerle düğüne gittim. Daha doğrusu gidiyordum bana kalsa. Ama Merve geldi, saçımı düzleştirmeye başladı, düzleştirdi ama baktı hala tipim kayık ve durumu tek başına kurtaramıyor, hemen destek ekip çağırdı. Balkona çıktı, "Pınaaaaaaaaarrrr!" çığlığı attı, Pınar balkona çıktı, konuştular, anlaştılar, Pınar geldi, Aysel geldi, Merve'nin kardeşi Emroş (Emroş ne demeyin, ailesinden tek kişi bile gerçek adı ile seslenmezken o çocuğa, benim gerçek adı ile seslenmem ayıp olur.) geldi, hatta adını bilmediğim ve daha önce görmediğim kız bile geldi. Sonuç: Bizim ev kuaför salonuna döndü.
Düğünde o kadar çok şey oldu ki şu an hepsini anlatmaya kalksam kitap olur. Herkes oynarken ben yine "Düğünlerde oynamam." triplerine girdim ama nasıl oldu anlamadım halayların, horonların, o saçma oyunların hemen hemen hepsine katıldım ve hiçbirinin nasıl yapıldığını bilmiyordum. Düğünde pastanın yanına limonata değil de kola dağıttıkları için kendi kendime triplere girmiştim, en acısı da bizim masaya kola getirmeyi bile unuttular. Onlara sinirlenip acısını halaylara katılıp abuk subuk hareketler yapıp düğünü sabote ederek çıkardım. İyi mi yaptım bilmiyorum, sanırım kimse o yaptığım saçma figürlerin intikam amaçlı olduğunu fark etmedi. Şişe çevirmece oynarken Merve'nin saçma sapan şeyler söylemek zorunda bırakıldığı çocuğa Merve "Şimdi tüm çiftlerimizi piste davet ediyoruz." şarkıları çalarken dansa kaldırmaya çalıştı ama çocuk bizim kadar yüzsüz değildi. En sonunda Pınar olaya dahil oldu ve "Ablası biz şişe çevirmece oynuyoduk da Merve'nin senle dans etmesi gerek." dedi ama çocuk yemedi. Daha önce bizim komşunun oğlu Samet'in kafasına fırlattığımız şişeyi geri isteyerek "Ver bi şişe ordan da çevirelim o zaman." dedim. Şişemiz geri verilmedi, çeviremedik...
Düğünün en sonunda çalan roman havasında "Ay ben bunda oynayamam gülerim." deyip bulduğum ilk sandalyeye oturdum. Benden sonra bizim kızlar kendilerinden geçtiler. Hele son çalan kolbastı var ya, o kolbastıyı çalmayacaktılar işte! Bizim kızlar öyle bir oynadı ki, bir ara yanımda oturan adam sandalyesini bana çevirip kahkahalar eşliğinde parmağıyla bizim kızları gösterip "bunlar neyin kafasını yaşıyorlar?" anlamına gelen "napıyolar bunlar ya?" sorusunu sordu. "Alakam yok, tanımıyorum." dedim. Tabi ben kendi kendime diyorum ki: "Oh be iyi ki oturmuştum şimdi beni de rezil edeceklerdi." Yirmi-otuz saniye sonra Aysel yanıma gelip "Küpelerim sende dursun, çantana koy." dedi. Erken konuşmuşum, dedim, bir otuz saniye daha bekleseymişim keşke... Hoş anneme daha sonra anlatınca "Aysel küpeleri vermese bile herkes sizin arkadaş olduğunuzu anlamıştı zaten, tüm düğün boyunca yapışık gezdiniz." dedi.
Düğün bittiğinde bir kadın ölmüş, kim olduğunu bilmediğimiz halde üzülmüş taklidi yaptık, çünkü biz olmak bunu gerektirirdi. Sonra öğrendik ki ölen Aysel'in babaannesiymiş. O zaman gerçekten üzüldük.
Eve dönerken otobüsler nasıl olduysa daha doluydu, iki kişilik yere Merve, Hüseyin ve ben, üç kişi olarak oturduk. Hüseyin yol boyunca o kadar çok konuştu ki yaşlı kadınlar neredeyse onu camdan aşağı atacaklardı. Açıkçası benim de ağzına bir tane şaplak atasım gelmedi değil.
Otobüsten inerken Çaki'yi kucağıma almak için erkenden gitmeye çalıştım. O sırada yol boyunca söylene söylene ağzımıza sıçan teyze "İlk önce biz öndekiler inseydik." dedi. Ben de "Bi dur teyze ya, sen inene kadar biz dört kere ineriz." deyip söylediğim sözü doğrulamak için otobüsten jet hızı ile indim. Teyze indikten sonra Çaki'yi almak için otobüse tekrar girdim, o ayrı.
Pazar:
Merve makarnası yiyecektim ama onun yerine dayımlara gittim. Yengem bana oje bağışı yaptı, şu an o ojelerin denemesini yapıyorum.
Pazartesi:
Bu yayını gönderirken internetim gitti. Zaten benim internetim hep kritik anlarda gider. Ya heyecana dayanamıyor modemimin kalbi, ya da internetimin benimle sorunları var.

Kahkahalarla güldüm yazına ya :D Hele fanfictionun ve düğün olayı var ya gülmekten karnım ağrıdı :D
YanıtlaSilSen böyle diyince yüzüme böyle kocaman gülümseme geldi :D Ben yazarken öyle bi ciddiyetle yazıyorum ki bunları, yayın girerkenki yüz ifademi görsen sevgilisinden ayrılmış da şu an blogda sevgilisini rezil ediyo sanarsın :D Sonra gülüyosan kasmama gerek yok demek :D
SilZaten bak yazında umursamazlık hissediliyor :D Yazını okurken gülmeme sebep olan etmenlerden birisi de buydu :D
Silİyi yazıyorsun ya ;)
Seviyorum sizin bloğu okumayı :)
altın zen teşekkür etmekten başka diycek bi şey bulamadım şu an. yani sözün bittiği yerdeyiz :D
SilPeki :D
SilHaftanın içinde ben bile yokum :( Amaçsızca görüşmüyoruz lan :D Ayrıca mümkünse beni fanfiction yazılarına veya hayallerine katma. Ben bile kendimi bi tonluk kaslı, kirli sakallı at hırsızı adamlar gibi hayal ettim. Tabi kendimi hayal ettiğim için daha bi süpermenin kirli sakal bırakmış hali gibiydi ama sen yinede beni karıştırma :D asdfas
YanıtlaSilfanfictionlarda her zaman bi erkek görünümlü süpermenin kirli sakallı hali bi kadına ihtiyaç duyuyoruz ve çevremizde öyle bi kadın yok! o yüzden sana başvuruyoruz yani mecburiyetten. yoksa biz çok meraklıyız sanki seni kıvırcık harry ile evlendirmeye!2 :D
Silkıvırcık harry 1D dakiyse eğer, şey. beni de louis yle eversenize :DD:S:FdÇ
Siliçindeki directionerı başka yerde çıkar helene, burda güldük geçtik, tamam yeter, tadında bırakalım. yüz verince astarını istiyosun.
Sil:DFXFGdfh şaka -,-
:((( burda çıkarmıycam da nerde çıkarcam .zompir yaaa. aşk olsun napim deepto'nun blogda mı çkarıyım, o sanatsal tavrı mı bozüyüm napiiiim?
Silharbiden sana fanfiction yazıyım mı? :D yazıyım kız nolcak :D yayın olarak mı atıyım yorum olarak mı :D
Silayy bilmem ki heyecanlandım len. Hangi kameraya konuşucam??
Silbilmem ki istediğin kameraya konuş Zompiş. A pardon, istediğin yere yaz diycektim :) :DD:
(heveslendirdin yalnız, yazmazsan gömerim)
of parantez içlerinde havalıyım ama dışarı çıkınca pısırığın tekiyim ben yaa :D:D
bu sıralar bi gidiş geliş yaşıycam bloggera ama sonra gelince ilk iş yazıcam gömme beni parantez içlerinde :D
Siltamam şapşiğim gömmem merak etme guduuu
Sil(GERİZEKALI MANKAFA GÖMERİM ULAN NİYE GÖMMİYİM)
Ayyy salak, bakma sen ona Zompiş o saçmalıyor..
(EHUEHUEHUEHUEHE)
:S bi de gülüyo yaa
(VARSA ŞEKLİNİZ PARANTEZ İÇİNE BEKLERİZ)
Espri de yapıyor kaçalım :s
tamam merakla bekliyor olacağım, sen gittiğinde ben de vampiringi okurum, hatta belki yorum da yaparım :p
bak parantez içini yasaklatma bana sonra yasaklar ruhumu daraltcak bloggerı bırakıcam sonra daha agresif olucam aile içi kavgalar yaşıycaz babamlara sinirlenip evden kaçıcam sonra ya tinerci ya sürtük olucam en sonunda otuzumda ölücem ve dünya benim gibi bi gereksizden kurtulucak.
Silşimdi düşündüm de, parantez içlerin yararlı bile aslında.
vampiringe de dönince bakarım o zamam :D
okurken yoruldum biliomusun.
YanıtlaSilben yazarken yoruldum valla ne yalan söylüyim :D
Silbu bloga gelince saçmalamak istiyorum neden acaba =P
YanıtlaSilBu blogun böyle yan etkileri var işte naparsın.
SilNazlı'yla diyoduk ki, sonsuzu bile saçmalaştırdık, daha ne isteyebiliriz bu dünyadan?! :D
ıııı açıkcası bende biraz saçmalamalık var ! ama böle kalemlik gibi birşey değil ! tamamen doğal
Silo saçmalamalıkları satıyolar çarşıda pazarda, seni kandırmışlar doğal diye, biz de aldık mesela.
Silvalla ben çarşıdan almadım
Siltabi ki almadın sonsuz, sen först kılas bir insansın, sen özel tasarım aldın.
Silinternetin benimle de sorunu oluyor bazen,amaaan tek sorunun o olsun Allah başka dert vermesin
YanıtlaSilhepten gitse daha mı iyi buna da şükür :D
Silyazıyı ilk gördüğümde korktum ama yok ya kesin komiktir kendimi teselli ederek okumaya başladım :)
YanıtlaSilve bittiiii :) ama cidden komikti.Sen hep düğüne git sonra gel burada bize anlat :)
Abi ben bi iki hafta yanına gitmedim diye düğünden düğüne koşup saçma sapan dans etmiş. Hemde bensiz saçma sapan dans etmiş. Bu yaşıma kadar beyzanın bensiz saçma sapan danslar etmesinin imkansız olduğunu düşünüyodum ama buda geldi başıma. Lanet olasıca bazı şeylerden biri..
Sillanet şeyler bitmek bilmiyo, bu yazının da bu kadar uzun olması onlardan sadece biri...
Silallam bak bu yazın çok ama çok süperdi. bu yazıyı bi ara bloguma koyabilirim değil miii. formunun zirvesindesin burdaaaa başyapıt bu başyapıt. ha haaa bi de annen tuvalette düşünüyo demek kiii düşünürken rahatsız etmemelisiiin :) senaryo da süperdiii. hayatın çok heyecanlı yaaaa :)
YanıtlaSilay olur ama koyarsan heyecanlanırım ben :Dgfh
Silbizim evde herkes tuvalette düşünüyo sorun da burdan çıkıyo çakiyi iki yaşında anca tuvalete alıştırdık, tuvalet sırası bekleyemiyo tabi küçük :Df
hayatıma heyecanlı diyecek kadar ne yaşadın :D
aya ama ben de bu yazıdaki hayattan istiyom yaaaa :) önce yaşayım da sonra ben de " ne yaşadın" derim sanaaa :) daha önce nereye yapıyodu çakiiii :)
Silbez sonra lazımlığa geçiş var bi de hiç mi bir bebğin gelişimine şahit olmadın -,-
Sil